Toplum ve Bilim Sayı: 111
« Önceki |
| sınırda SINIRDA 10.sayı çıktı... |
|
Bu sayının ağırlık merkezinde Althusser var, ama bu bir Althusser sayısı değil. Bu sayıdaki ürünler için, altmışlı yıllardan bu yana Althusser'den yola çıkmış bir arayışlar toplamının mütevazi bir yansıması denebilir. Bu sayıda İlyaz Bingül'ün katıksız, sakınımsız Oğuz Atay eleştirisi ile keyifle okunan, türü kendine özgü yazısı var. Mustafa Özcan Soylu, Marks-Althusser kavrayışının yerli yerine oturtulmasına dair 'tersine diyalektik' ile katılıyor. Kutlu Tunca, her zamanki aykırılığını genç Althusser'le ve tarihle 'an ve anı'da buluşturmuş. Hüsamettin Çetinkaya'dan yine yeri ve zamanı ıskalanmamış bir Althusser üzerine çeviri ve 'H.Ç. tarzı arayış'a denk düşen bir yazı. Ahmet Bozkurt hem Kronborg Şatosunun dış kıyılarında hem Hamlet'in iç kıyılarında geziniyor. Can Çınar'ın Michael Orr çevirisi, biraz alışılmadık duran 'Yeni Bir Hümanizm'i tartışırken Özdeniz Pekdaş'ın Alan Woods çevirisi, 1. Dünya Savaşı öncesi emperyal süreçte açıkta kalmış İtalya'da fütürizmin nasıl yaratıldığını ve buradan faşizmin nasıl doğduğunu anlatıyor. Bayram Balcıi şiiri ve 'gecikmiş aşk çiçek açmaz' yazısıyla yer aldı. Cemil Meriç, Derya Önder, Mehmet İşten, Uluer Aydoğdu, Abdulsemet Telimen ve Asuman Ferda şiirleri ile, Çağdaş Çetinkaya, Sevim Öktener öyküleri ile, Serhan Evyapan Althusser ideoloji ve sinema yazısı ile, Elshad Memmedzade Yan Kross'u anlattığı Azerice yazısı ve Süleyman Yılmaz Bulduruç 'Felsefe ve Sanat' yazısı ile aramızdalar. İsmail B. Kaplan ‘fotoğraf okuyor’, biz iz sürüyoruz bellekler boyunca. İstanbul'un keşmekeşinden fırlamış Küçük İskender, Uluer Aydoğdu'nun elinde, dilinde. Orhan çetinbilek |
|
AliSamiYen.net |
29/04/08 |
|---|---|
|
Galatasaray Travaille: Galatasaray Çalışıyor!
| |
Tüm geceyi çalışarak geçiren ve ardından gün doğarken yatağına giren Marsilyalı sembolist şair Paul-Pierre Roux, ya da bilinen adiyla Saint-Pol Roux kapısına hep şu notu bırakırmış: Le Poète Travaille. Yani Şair Çalışıyor.
Galatasarayımızda geçtiğimiz günlerde öylesine zengin bir gündem ve sevindirici gelişmeler yaşandı ki Şair Çalışıyordan esinlenerek, Galatasaray Çalışıyor desek herhalde haksızlık etmiş olmayız.
21 MART "DÜNYA ŞİİR GÜNÜ" BİLDİRİSİ
AHMET OKTAY

ŞİİR: "DİLİN İÇİNDEKİ YABANCI DİL"
Şiirin iç çekişinde ya da haykırışında duyduğumuz, varlığın ve
varoluşun sesidir. Eğer şiir, en derin metafizik kaygıları olduğu
kadar, en güncel politik istekleri de dile getirebiliyorsa, bu ; hem
toplumsal etkinliğimize hem de tinsel beklentilerimize ait
oluşundandır.
Şiiri bir biçim sanatı olarak tasarlamak ya da tanımlamak, onu bir
içerik sanatı olarak da tanımlamaktır. Biçimi olmayan hiçbir öz ve
vice versa; özü olmayan biçim yoktur. Sadece ilişkiler ve karşıtlıklar
vardır şiirde. Evet'le hayır arasında diyalektik bir gidiş geliş,
Şiir budur.
Şiirsel imge, tam da Hegelci/Marksçı anlamda, karşıtların birliği ve
çözülüşüdür. Tam da bu yüzden, şiirden hem her şey, yani tinsel ve
toplumsal yaşamımızın olumlu ve olumsuz ögeleriyle dolmuş bütünlüklü
görünümünü dillendirmesini hem de hiçbir şey olmamasını, yani
göndergesiz bir söylem kurmasını bekleriz.
Ama son kertede şiir, Pindaros'tan bu yana, toplumsala gömülüdür
(socially embedded) ve toplumsal olarak düzenlenmiştir (socially
regulated).
Şiir, belirsizlikle doludur. Şair, başladığı bir şiir hakkında bir ön
düşünceye sahip olsa bile, şiirinin bütününün ne olacağını bilmez.
Şiir, bir yerde bilinçdışı ile bağlantılıdır. İrish Murdoch, şiirin
"doymak bilmez her yerde oluşundan" söz eder. Evet, her yerdedir
şiir.
Şiirsel dil, sınırları iyice belirgin bir şey'in ya da bir duyumun,
betimi değil, bir haline geliş'in dilidir. Deleuze/Guattari ikilisinin
sözleriyle, şiir "dilin içindeki yabancı dildir"
Şiir, en uzlaşmacı göründüğü noktada bile, yabanıl ve hayırlayıcı
olmayı başarır. Verili gerçekle yetinmeyiş, şairin başkaldırıcı
gücünün besleyici toprağıdır. Şiirin düzeni, son kertede bir
düzensizliği ima eder.
Küresel kapitalizm imgeler alanını, yani sanatsal alanı da
sömürgeleştirmiş bulunuyor. Ama şiiri halâ sömürgeleştiremedi ve Pazar
Ekonomisi'ne eklemleyemedi. Magazinel edebiyat basını, şiiri halâ
manşet yapamıyor ve ayağa düşüremiyor. Nietzsche "çekiçle felsefe
yapmaktan" söz etmişti.
Şair, halâ çekiçle yazabiliyor.
| |||